FABRİKALAŞMA VE BİÇİLMİŞ KAFTAN İNANCI

Home / Blog / FABRİKALAŞMA VE BİÇİLMİŞ KAFTAN İNANCI
FABRİKALAŞMA VE BİÇİLMİŞ KAFTAN İNANCI

“Neden böyle bir ekibi kurdun?” sorusu her sezon artarken sanırım cevabını yazarak, çokta uzatmadan açıklamak gerek; fabrikalaşan sanatı sevemediğimden!

Günümüzde gittikçe azalan ve azalmaya da devam eden bir alan var ki, o da gençlere yönelik sanatsal, kültürel, sosyal alanlar.  Özellikle 14-18 yaş aralığındaki gençlerin bir yere para kazandırmak için değil de, içlerindeki ışığı topluma kazandırmak için gidebilecekleri, öğrenebilecekleri, sevgilerini, fikirlerini, becerilerini paylaşabilecekleri  alanlar bulması oldukça zor. Evet, belki yüzlerce tiyatro, dans, müzik, resim kursu, akademisi, özel eğitimi, kurumu kuruluşu yahut derneği mevcut.

Lakin baktığımızda, branştaki derslerde eğitimlerin seviyesi, kişinin sosyoekonomik durumu, amaç ve isteğinin odağı, kişiyi tanıma noktasında eksik kalıyor.

Kişi genellikle bu çıkmazda ya vazgeçiyor ya da zar zor ortaya koyduğu inanılmaz meblaları bir hedef, hayal, istek belki de sadece büyümeye hazır küçük bir merak için “ismi olan” kurslara, oraya buraya harcıyor. Bu yeni alanı keşfetmesine ve tanımasına fırsat bile vermeden kendisini biçilmeye hazır kaftan olarak görülmesi sağlanıyor.

Fabrikanın en teknik kısmı bu! Düzene ayak uydur, ortaya çıkan şeyin önemi yok, sorgulama sakın, sonuçta sen de karşılığını alacaksın! (?)

Böyle olduğuna inandırıldığı zaman bu kişi; “ben oldum!” , “ben bununla doğduğumdan beri -kinaye- ilgileniyorum!” , “tabi ki biliyorum!” gibi garip garip, insanı kendisinden uzaklaştıran, yabancılaştıran cümleler ile toplumda cirit atmaya başlıyor. Tanıdık geldi mi? Devam edelim.

İşin buraya kadar olan kısmı bir yerde daha az can yakıcı. İş şurada başlıyor; eğer bu kişi gerçekten yolda ciddi olarak ilerlemeye karar verir, öz branşı haline getirmek isterse; çarpan duvar değil, kapı değil, tabiri caize tam olarak ‘duvardan kapıları’ önünde görüyor, sonra uzaklaşıyor, geçmiş zaman kipleri ile sanata bir zamanlar ilgisinin olduğunu çevresine hatırlatmaktan zevk almaya başlıyor. Evet evet! Duymadınız mı hiç “ben de yapardım/ederdim” cümlelerini? 😉

Özlüyor belki, kızıyor. Demek ki bu fabrika üretiminde ters giden bir şeyler var!

Benzerliğin değil benzetilemeyenin bulunması lazım belki de.

Şimdi diğer senaryoya bakalım. Bu en klasik ve özellikle yolu tiyatrodan geçmiş epeyce insanın ortak gözlemiydi.

Sonra ne oluyor?

O saf, istek dolu, merak dolu başlangıç işte tam da bu şekilde yanlış yerlerin atmosferinde boğularak böyle bir bitişe doğru evriliyor.

Tekrar etmek gerek; fabrika işler gibi sanat işlemez!

Sonuç birden fazla… Gözlemlerim beni hep daha ileriye götürdü, güçlü adımları oluşturmak için inancımı daha çok kendi içimde bana sağladı ve bu da Anka Tiyatro’yu besledi. Ben ücretini ödemediği için derslikte rencide edilen, kovulan, ses yükseltilen kişilere şahit oldum. “Senden bir şey olmaz!” diyen cümlelere ya da o cümlelerin sessiz bakışlarına şahit oldum. Bu çirkinlikler gözle görülür, açık, ortada ve net. İşte bütün bu karmaşalardan, kişi başı gelirden hesap edilerek yapılan muhasebe ve sanat ilişkisinden yorulduğumu anladığım zaman 2017 yılının Haziran ayıydı.

“Bu senin rolün, oku, ezberle, temsile aileni çağır, seneye kayıt yaptırmayı unutturma” cümleleriyle bir kişinin zamanını, emeğini, sanatını çalıp, ‘moral alkışları’ ile sahneden indirerek sadece kendi kazancına bakan, bu şekilde de gerçekten sanatı var ettiğini, tiyatroyu yaşattığını düşünen bazı ‘eğitimci’ kişilerin bu zihin ve ruh yapılarından uzak olduğumu fark edeli gerçekten çok olmuş. Şimdilerde umudum var. Umudum bu ekipten, bizden, içimizden, çevremizden, herkesten oluşuyor! Sanatı genç dinamiği ile yaşatmak için çok çalışıp çok çabalıyor.

Anka Tiyatro; değişim, dönüşüm, bilinç ve farkındalık için her gün adımlarını bilerek, isteyerek ve öğrenerek atmaya devam ediyor!

Şimdi de baktığımda belki 1000 kişiden 1 kişiye bile dokunabileceğimi biliyor olmak belki de nice 1’lerle 1000leri yaratmak benim için değerli bir amaç artık. Şimdi o amacı öğrenmek isteyen onlarca genç arkadaşım fabrikalara karşı ve olmayan kaftanların bilinmez biçilişlerine karşı buradayız!

Sevgiyle 🙂

Sumru Köleli

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir