GEMİ

Home / Blog / GEMİ
GEMİ

‘Yanlış, büyük olan deniz mi yoksa olduğumuz gemi mi?’

Etraf masmavi su.
Su soğuk ve dalgalı.
Dalgalar kolaylıkla beni ve yanımdakileri alıp götürecek büyüklükte bunu biliyorum.
Dalgaları seviyorum.
Benimle yarışıyor olmasını, meydan okumasını, gücünü, büyüklüğünü, şiddetini seviyorum. Savaşıyorum, değiştiriyorum.
Rotam bu değişime öncülük ediyor.
“Elimde tek doğru olan şey rota” diyorum.
Rotamı iyi belirliyorum. Rota denizi sakinleştiriyor.
Her an yine tekrarlanacak olan kaostan korkuyorum. Kaosun geri dönüşü zor olur, bunu da gayet iyi biliyorum.
Etraf masmavi su. Su ılık ve durgun. Ufak akıntılar beni olmam gereken yere ulaştıracak sakinlikte.
Deniz, durgunluğu bozarken kendisini buraların en büyüğü ama bir o kadar da en yalnızı olduğunu haykırıyor şimdi.
Kasvetli ve çok sinirli!
“Ben büyüğüm” derken bile içindeki sakinliği görebiliyorum.
Buna rağmen, gemi su alırsa diye korkuyorum. Batacak olmaktan, batmaktan!
Önce diğerlerini düşünüyorum.
Gemidekileri uzaklara gönderiyorum küçük teknelerle. Önce onları kurtarıyorum.

Denizle yalnız kalıyorum.
Kızgınım biraz biliyorum. Gemideki su artarsa diye sesimi çıkartmıyorum. Düpedüz korkaklık bu diyorum. “Korkak!”
Sonra yeniden başlıyorum. Zamanı ve gemiyi doğru kılmaya çalışıyorum. Bir an buna inanıyorum sonra batmaya başlıyorum.
Bu sefer gerçekten batıyorum. Kaosu hissediyorum. Ne dalga durgunlaşıyor ne de rota bir işe yarıyor.
Ne değişim devam ediyor ne de ben canımı kurtarabiliyorum. Gördüğüm en son şey gökyüzü oluyor. Denizi sevmediğimi düşünüyorum. Sonra daha da şiddetleniyor. Bir yandan rüzgar esiyor. Rüzgardan üşüyorum.

Üşürken belime kadar gelmiş olan suyu hissediyorum. O naif, sakin denizin kapkara derinliğini fark ediyorum. “Ben çok büyüğüm” diyor yine.

‘Gemiyi kurtaramıyorum, zamanı değiştirmiyorum, ama denizi bağışlıyorum!’

Gördüğüm en son şey olan gökyüzü, yerini koyu mavi sulara bırakıyor.

Sonra sadece affedebildiğimi fark ediyorum.

Bunu fark edince anlıyorum, çırpınmadan, dalgalarla kavga etmeden, bunun bir işe yaramayacağını bilerek sakin kalıyorum. Sonra bir yere çarpıyorum.
Bir kayalık!
Kayalığa elimi uzatıyorum. Akıntı yine bana yol göstermiş diyorum kendi kendime. Seviniyorum.

Dalgalar sakinleşiyor. İçten içe seviniyorum.

Ne olursa olsun bana bu kurtuluşu sunan denizi, şimdi oturup kayalıktan izliyorum. Uzaktan, hareketsiz, öylece, olağan şekilde, fark ettirmeden…

Denizle olanlara, denizi sevenlere…sevgiler 🙏🏻

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir